R. Gaydutdin: Ortodokslar İslam'ısapkın bir mezhep gibi görmemeli
 
 

     

Müslüman liderin din ve politika hakkındaki görüşleri Olimpiyskiy spor kompleksinin yanında bir yıldan fazladır, gelecekte Rusya Müslümanlarının en önemli mabedi olacak büyük cami yapılıyor. İnşaat tabelasında Rekonstrüksiya (yeniden yapılandırma) yazıyor. Hiç şüphesiz burada Kazandaki Kul Şerif camiinden güzellik, zenginlik ve önemde daha ileri bir Moskova camii olmayacak. Tabii, eğer Moskova Camii yapılacaksa. Eğer istenirse, bu uzayıp giden inşaatta Rusyada İslam böyle diriliyor sembolünü görmek de mümkün.

Rusya Müftüler Konseyi Başkanı, Avrupa Rusyası Müslümanları Diyanet İşleri Başkanı Şeyh Ravil Gaynutdin MN (Moskovskie Novosti) gazetesinin muhabirine verdiği röportajda, Müslümanlardan başka kişilerin de ilgisini çekebilecek din ve politika konularında düşüncelerini açıkladı.

MN: Bu yıl Kazan Müslüman Film Festivalinde bulundum. Orada nerdeyse her film kendi cihat anlayışını sunuyordu. Cihat ne demektir ve Müslümanların kendi arasında bu konuda ortak bir dini anlayış var mı?

Ravil Gaynutdin: Cihadın anlamının kusurlarımızla mücadele etmek olduğu bağlamında Hıristiyan, Müslüman ve Yahudi sanatının her eseri cihada davet etmelidir. İslam dini Peygamberimizin vasiyeti gereği cihadı önce kendi nefsiyle mücadele etmek olarak açıklar. Peygambere gelip ey Allahın Resulü, genç İslam devletimizi yıkmak için Müslümanlara saldıranlarla savaşmak istiyoruz. Mukaddes dinimizi putperestlerden korumak istiyoruz. demişti. Peygamberin bir sahabesi benim annem ve babam çok yaşlılar. Ne yapmam gerek? dedi. Peygamber o zaman senin için en büyük cihat, anne ve babana bakmandır diye cevap verdi. Bunun; bizim anlayışımızda akrabaya bakmak, anne ve babaya hayırda bulunmak ve sağlıklarıyla ilgilenmek, eli silahlı istilacılara karşı savaşmaktan daha yüce olduğu anlaşılır. Peygamberimiz, en büyük cihadın kusurlarımızla mücadele etmek olacağını söylemiştir. İslam dini cihadın böyle anlaşılmasında hemfikirdir. Fakat cihadın mütecaviz ve istilacılara karşı kutsal bir savaş olduğu anlamı da vardır. Eğer mukaddes inanıcınıza hepten yok etme tehdidi yapılıyorsa, sen inancını işgalcilerden ve saldırganlardan korumak ve bu durumda silahlı savaş yapmak zorundasın. Cihadı, belli bir süreliğine bütün sonuçlarını hesaba katan, leh ve aleyhteki her şeyi araştıran dini unvanı olan bir lider belli bir süreliğine ilan edebilir. Ancak dini bir unvanı olan bir lider cihat ilan edebilir. Müslümanları Alman faşistlerine karşı savaşa Stalin çağırmadı, Müslümanlara müftü çağrıda bulundu. Bugün de aynı şey var. Sahra komutanı veya dağlarda koşan savaşçı cihat ilan edemez, bunun hiçbir geçerliliği olmaz.

Fakat Müslümanlar arasında herkesin üzerinde uzlaştığı, Katolikliklerin Papası veya Ortodoksların Patriğinin otoritesine eşit idari liderliği kabul edilen bir lider yok.

Bu durum Müslümanlarda her şey o kadar demokrat ki, herkes cihat ilan edebilir ve şeriatın herhangi bir konusunda hüküm verebilir diye anlaşılmamalı. Katoliğin biri papaya itaat etmeyebilir, onu dinlemeyebilir, onun karar ve beyanlarına boyun eğmeyebilir. Aynı şeyi Hıristiyanlığın diğer mezhepleri ve Ortodoksluk için de söyleyebiliriz. Başka birisi için patriğin beyanı itiraz kabul etmez bir söz değildir. Ancak çoğunluğun itaat ettiği, üzerinde uzlaşılan bir otorite vardır. Kendi başlarına cihat ilan eden küçük gruplar veya çoğunluğa karşı çıkanlar herkesi kendi iradelerine itaat etmeye zorlamamalılar. Bundan hareketle eğer nüfuz sahibi Müslüman ilahiyatçılar günümüzün çeşitli problemleri ile ilgili resmi açıklamalar yaparlarsa, bu etkisini gösterecektir. Bu belki İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliğinin vereceği bir beyan olabilir.

Siz ilahiyatçı yetkinizle Kuranın Üçüncü Ahit olarak kabul edilmesini öneriyorsunuz...

Bu benim ilk teklifim değil, ikinci defadır bu teklifi konuşuyorum. İlkinde sanki beni dinlemek istemediler. Belirli bir süre sonra bizim Rus Ortodoks kilisesine, Yahudilere yani toplumumuza ve işbirliği yaptığımız dini kuruluşlara bir kez daha bu soruyu sormayı denedim. Ben, bizde dinler arası diyaloğu yürüttüğümüz zaman, Rusyanın geleneksel dinleri arasında saygın ve dostane ilişkilerin olmasını teklif ettim. Bu eşit haklı diyalog, eşit haklı işbirliği ve en önemlisi içten saygılı ilişkiler ancak Kuranın Allahtan geldiği kabul edildiği zaman olabilir. O zaman bir buçuk milyar insanın dininin Allahın dini olduğu kabul edilecektir, ortaklarımızın dediği gibi; Hıristiyanlığın ret ettiği bir mezhep değildir.

Bunun Kuranı Son Ahit olarak kabul edip etmeyeceklerine bağlı olduğunu söyledim çünkü Kuran gerçekten Yüce Rabbin son vahyidir. Hz. Muhammed, peygamberlerin mührüdür ve Ondan sonra hiç kimseye kutsal kitap, kutsal eser verilmedi. Kuran Yüce Allahın, Yaratıcımızın bize gönderdiği son kitaptır. Ben yeni bir şey söylemedim, bunu yüzyıllar boyunca İslam dünyasının Müslüman âlimleri, Mısırdan başlayıp Lübnandan Fasa Kuzey Afrikanın büyük eğitimcileri, yine Endonezya, Malezyanın âlimleri söyledi. Güney Doğu Asya ve yine Orta ve Uzak Doğu, bizim Merkezi Asya ülkeleri Orta Çağda; buralarda büyük âlimler ve bilim adamları yaşadı. Onlar Hıristiyanların Müslümanlara doğru bir anlayışla yaklaşmalarını önerdiler kâfirlere yaklaşır gibi değil.

Böyle ciddi dini ihtilaflarda bu mümkün mü gerçekten?

Ama ben bugün hemen bütün sorunları parçalayıp atmayı teklif etmiyorum. Ben Hıristiyan ve Yahudileri Kuranın ilahi bir vahiy, Allahın kitabı olduğunu ve İslamın, bazı papazların bugün kilisede söylediği gibi şeytanın dini olmadığını kabul etmeye çağırıyorum. Eğer bir buçuk milyar Müslümana böyle davranılırsa hangi saygın diyalogdan söz edilebilir? Biz işbirliği yapıyoruz, çok iyi ilişkilerimiz var, sizinki de din, bu dinin nasıl olduğunu biliyoruz. deyip de sonra uygulamada farklı davranmak ikiyüzlülük olur. Bu üslup değildir, bunlar ilişki değildir. Biz başka türlü ilişkilerimizin olmasını istiyoruz.

Bahsettiğiniz bir buçuk milyar Müslüman ifadesine gelmek istiyorum. Bu sayıyı neye göre veriyorsunuz? Etnik Müslüman terimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben gerçekçi değerlendiriyorum. İslamda insan Allaha imanla doğar, çünkü ruhlar Yüce Allaha iman yemini etmiştir. İnsan dünyaya geldiği zaman ruhu itibariyle inançlıdır ve inancını geliştirebilir. Bu inanç belki derinlere yerleşmiştir ve bu nedenle inkişaf etme imkânı yoktur. Eğer insan hayatında bir defa bile dini bir meclise gitmişse, camiye uğramışsa, ibadet etmişse Peygamberimizin hadisine göre o Müslümandır ve bütün günahlarını temizledikten sonra cennete gidecektir. Bu bizim için sünnettir: İnsan dünya hayatından giderken Allahtan başka ilah yoktur sözlerini söylerse arınır. Dünyada iken günahkâr da olsa, suç işlemiş de olsa, hata yapmış da olsa arındıktan sonra cennete girmeye layık hale gelir. Allahın sınırsız rahmeti buradadır. Müslüman soyadı taşıyan komünist partili birine, bilim veya kültür adamına, öğrenciye, profesöre sormayı deneyin: Siz Müslüman mısınız, değil misiniz? Onlar Müslümanız diye cevap vereceklerdir. Onlar ben kötü bir Müslümanım camiye gitmiyorum veya namaz kılmıyorum diyebilirler ama Müslümanım derler.

İnsan kimliğini tariften mahrum edilemez ancak ...

Edilemez! Günahkâr olabilir, camide hiç bulunmamış olabilir, modern bir hayat yaşıyor olabilir, dini ve yükümlülükleri hakkında bir şey bilmiyor olabilir ama o Müslüman sayılacaktır.

Rusya Müslümanları 2007 sonu ve 2008in başındaki siyasi süreçlere nasıl katılacaklar? Duma ve başkanlık seçimlerinde partiler arasında Müslüman oylarına yönelik savaş başlayacak mı sizce?

Rusya Müslümanları Rusya Devletine kaderlerinin doğrudan bağlı olduğu ve olacağı siyasi görüşüne hiçbir zaman uzak durmadılar. Rusya Federasyonunda 20 milyondan fazla etnik Müslüman yaşıyor ve onların oyları şüphesiz Duma ve elbette başkanlık seçimlerinde belirleyici öneme sahip olacaktır. Müslümanların politik aktiflikleri şimdiden fark edilir şekilde arttı. Aynı zamanda Müslüman dini çevrelerden ve toplumsal kuruluşlardan güven kredisi almak isteyen bazı politik güçlerin ilgileri de hissediliyor. Biz, Müslümanları ihtiyatlı olmaya ve en önemlisi sorumluluklarını göstermeye çağırıyoruz. Ülkenin siyasi seçkinlerinin toplumun en iyilerinden oluşması gerektiği için her birimize çok şey düşüyor.

1990lı yıllarda Rusyada İslami partilerin kurulmasına izin veriliyordu. Şimdi böyle bir imkân yok. Sizce bu bağlamda Müslümanların hakları çiğnendi mi?

Müslümanların imanlı kesimi Kurana göre Allahın partisine girer o yüzden başka herhangi özel bir organizasyon şekli uydurmaya gerek yok. Bugün onlar için İslami öğretinin taleplerini yerine getirmek için bütün şartlar düzenlenmiştir. Camiler var, eğitim kurumları çalışıyor, Hac yapılıyor, bütün dini bayramlar kutlanıyor. Ancak aynı zamanda İslam korkusundan kaynaklanan olaylar da yaşanmıyor değil. Mesela Moskova yakınlarındaki bir dizi şehirde günlük hayatta ve özellikle genç kesimde görülen İslam karşıtı gelişmeler var. Bütün bunlar devletin özellikle güvenlik güçlerinin dikkatinden kaçmamalıdır.

Rusyada Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında ne gibi diyaloğun sıkıntıları var?

Bazı Moskova kiliselerinde Ortodoks dini görevlileri hâlâ alenen İslamdan bahsederken Hıristiyanlığın sapkın bir mezhebi diye bahsediyorlarsa, diyalogdan bahsetmek zordur. Her diyalog, eğer karşılıklı saygı çerçevesinde onu korumak amacıyla iki tarafın da arzusu varsa, verimli olabilir. Rusya için böyle bir diyalog Avrupada âdet olduğu üzere dinler arası diplomaside bir trend değildir. Bu tarihi bir gelenektir ve aynı zamanda Rusyanın korunması için şarttır. Bizim tarafımızda Ortodokslarla kardeşçe yapısal bir ilişki için engel yok. Hıristiyanlık bizim için sapkınlık değildir, bizi birbirimize yakınlaştıracak ortak manevi kökenleri olan ilahi bir dindir.

Gerek iktidarla ve gerekse Rus Ortodoks Kilisesiyle din derslerinin okullarda verilmesi konusunda ortak bir dil bulabiliyor musunuz?

Din dersleri, resmi dini kurumların idaresinde bulunan özel dini eğitim kurumlarında verilmelidir. Aile ve dini kuruluşlar, din eğitimini vermeli, manevi ahlaki değerleri aşılamalıdırlar.

Dini aşırılık yok, dini sembolleri kullanan siyasi aşırılık var.

Aşırı dincilik konusu son zamanlarda daha seyrek tırmandırılıyor. Bu İslamın radikalleşme probleminin artık o kadar güncel olmadığı anlamına gelir mi? Sebebini devletin ve resmi din adamlarının doğru davranışlarına bağlayabilir miyiz? Şahsen Siz İslamizm, Vahhabizm, Fundamentalizm kavramlarının sıklıkla kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dini aşırılık yok, dini sembolleri kullanan siyasi aşırılık var. Aşırılığın kökleri daha çok gizli ekonomik bir yüze sahiptir ve eğitim almaya, mesleki bağlamda kendini birey olarak gerçekleştirmeye, yetişkin hayatta gücünü kullanmaya istidadı olmayan gençliğe uzanır her şeyden önce. Aşırılığın temelinde yatan protesto ve infial durumları, daha çok iktidar tarafının niyetinden veya memurların milli ve dini haklardaki keyfiliklerinden, münferit halkların gelenek ve kültürlerinin aşağılanmasından beslenir. Bu; devletin, dini ve toplumsal kurumların ortak gayretlerini gerektiren önemi itibariyle büyük bir problemdir. Gerçekten Müslüman toplumun hayatının farklı yönlerinin anlaşılmasına yönelik çok terim var. Bunların daha çok İslamın özüyle ilgili gayet uzak bir münasebeti vardır. Benim için; Müslüman bir din adamı için sadece bir kavram vardır: İslamda itidal ve sağduyu içeren bir hizmet olan Allaha hizmet etmek. Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır diye okuruz Kuranı.

Bu arada Rusyanın çeşitli bölgelerinde etnik çatışmalar çok daha endişeli bir eğilim haline geldi. Benzeri ihtilafların önünü almak, halklar arasındaki istikrarı korumak için Rusyalı Müslümanların liderleri hangi tedbirleri alıyorlar?

Bahsettiğiniz şey, günümüz Rusya toplumunun en şiddetli ve hastalıklı meselesidir. Tek uluslu devlet çağı çoktan bitti. Bugün çağdaş her devlet, çok uluslu ve çok dinlidir. Ülkemizde halklar arası uyum sorunlarını çözmek, sözü dinlenen bütün dini liderlerin katılımını sağlayan devletin özel programı çerçevesinde mümkündür. Bu yüzyılın başında kabul edilen ama sonra uygulaması durdurulan Fedaral programın başlıca kaidesi Hoşgörülü bir bilinç eğitimi ve Rusya toplumunda aşırlığı önleme tedbirlerine dönmekte fayda vardır belki. Biz, bu tür çatışmaları önleme planında Ortodokslarla, Yahudilerle ve yurdumuzdaki diğer geleneksel dinlerle olan ilişkileri geliştirmeye çalışıyoruz. Katıldığımız veya önayak olduğumuz dinler arası konulu konferansların sayısı çok yer tutar ama en önemlisi, Rusyanın önde gelen dini kurumların başları ve temsilcileri olarak bizim, farklı dinlere mensup Rusya halklarının asırlık barışçıl diyalog ve ortak yaşam geleneklerinin korunması ve çoğaltılmasının gerektiğine dair sağlam bir inancımız var. Bu zaten ana faaliyetlerimizin esasıdır: Halklar ve dinler arası istikrar için manevi eğitim.

Peki medeniyetler arası çatışma, medeniyetlerin kendi özlerinde vardır fikrine ne diyeceksiniz? Bugün dünyada sıklıkla dile getirilen medeniyetler arası çatışma kaçınılmazdır görüşünü paylaşıyor musunuz?

Hayır, paylaşmıyorum. Bu dünyada mutlak olan tek şey; Rahman ve Rahîm Yaratıcının iradesidir.

 

MN Muhabiri: Vasilina ORLOVA

 

MN: Ravil Gaynutdin (Gaynutdinov) İsmailoviç 25 Ağustos 1959 yılında Tataristanda doğdu. 1979 yılında Buharadaki Mir Arab medresesine girdi. Kazanın ikinci büyük camisi Nur İslamın ilk İmam Hatibi olarak tayin edildi. 1985ten beri Avrupa Rusyası Sibirya Müslümanlarının Ufadaki Diyanet İşleri Başkanlığının sorumlu sekreteridir. 1987 yılında Moskova Camii imamlığı görevine atandı. 1988de Şeyh Ravil Gaynutdin Moskova Camii Baş İmamı oldu. 1991 yılında Moskova İslam Merkezi Başkanı seçildi. 1994 yılında Rusya Avrupa yakası Müslüman Kuruluşları Konseyi Diyanet İşleri Başkanlığına seçildi. 1996da Rusya Müftüler Konseyi Başkanı seçildi. Moskova İslam Koleji profesörü, Rusya Federasyonu başkanlığı bünyesindeki Dini Kurumlar Arası İlişkileri Güçlendirme Kurulu üyesi. 1998 yılında Dostluk devlet nişanıyla ödüllendirildi.

 

: http://vassilina.cih.ru/p92.html, http://vassilina.cih.ru/i16.html

 

 


 

logo

 

:


© 2008

 



cih.ru